Bir çay bir de kahve! Anadolu’da kim bilir her gün kaç litre çay, kahve tüketiliyor? Kim bilir şu an nerede, kaç üniversite öğrencisi bütünleme sınavlarına hazırlanırken dinç kalabilmek için kahve içiyor? Hepimiz hayatımızın bir noktasında kahve içmişizdir. Peki siz -evet size diyorum- buna cevap olarak “Ben yılların tiryakisiyim.” diyenler, kahvenin tarihçesi, kahve kültürü hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz? Hadi şimdi gidin önce kendinize şöyle güzel bir kahve yapın ve keyifle bültenimizi okumaya devam edin.
Kahve bitkisinin tam olarak kim tarafından ve ne zaman keşfedildiği bilinmese de 15. yüzyılda insanlarca çeşitli coğrafyalarda tanınmaya başlar. İslam ülkelerinde 15. yüzyılın ortalarında popüler olur. Kahve kullanımının başlangıcının bu belirsiz hali Yeniçağ’da Ortadoğu’da tarih yazımında doğal olarak önceliğin savaşlar, zaferler ve mağlubiyetler önemli kimselerin ölümü, salgın hastalık, işgal gibi konulara verilmesindendir. Dolayısıyla elimizde kahveyle ilgili kesin bilgiler yerine birkaç hikâye, söylenti, anlatı mevcuttur. Mesela bir anlatıya göre Etiyopya’da çobanlık yapan bir adam, güttüğü keçilerin fazla hareketli olduğunu fark eder ve bunu onların yediği bir bitkiye yani kahve bitkisine yorar. Çoban bu keşfini bölgenin bilge kişisine anlatır ve insanlar kahveden haberdar olurlar. Genel anlamda kabul gören görüş İslam toplumunda kahve içme alışkanlığının yaygınlaştığı ve kahve bitkisiyle (başta yiyecek olarak tüketiliyordu) ilk karşılaşılan yerin Etiyopya (Habeşistan) olduğudur. Buradan Yemen’e götürülür ve yetiştirilir.
Resim 1- Tombak sitil, kahve güğümü ve fincan zarfı
Kahvenin insan üzerindeki etkisi kimi çevrelerce zararlı bulunmuş, İslam hukukuna uygunluğu tartışılmalara konu olmuş, bir zaman yasaklanmışsa da sonunda zararlı olmadığı kanısına varılmıştır. Yemen’den yola çıkan kahve, 16. yüzyılın başlarında Hicaz ve Kahire’ye ulaşmış oradan da hac kafileleri aracılığıyla Suriye’ye, 1550’lerin ortalarında da İstanbul’a kadar yolculuk etmiştir. Geciken bir işe “Yemen’den kahve mi getiriyorsun?” şeklindeki sitem şimdi daha bir anlam kazanmadı mı? Kâtip Çelebi ise kahvenin 1543 yılında gemilerle İstanbul’a geldiğini ancak aleyhine fetvalar verildiğinden ötürü negatif tepkiyle karşılandığını kaydeder. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde halk arasında kullanılan bakır, kalay, pişmiş toprak gibi malzemelerden kaplardan bahseder. 18. ve 19. yüzyıl tereke kayıtları ve çeyiz defterlerinde kahve yapımı ve sunumunda kullanılan araç gereçlerin yer alması kahvenin kültürümüze telvenin fincanın dibine tutunması gibi artık iyice yerleştiğini gösterir. Bugün hala kız isteme törenlerinde muhakkak kahve yapılır, müstakbel damat beyin kahvesine tuz atılmaz mı? Komşuya kahveye gidilir, misafire kahve ikram edilir, kahve molası verilir, bir kahvenin kırk yıllık hatırı vardır!
Resim 2- 18. yüzyıla ait kahve fincanları
Sufilerin gece gerçekleşen ibadetleri sırasında uyanık kalmak için kullandığı kahve, zamanla herkesçe kullanılmaya başlanmış, insanları bir araya getirdiği, dostça sohbeti, maneviyatın gelişimini sağladığı için kahvehaneler ortaya çıkmıştır. Kahvehanelerin ilk örneklerinin 16. yüzyılda Mekke, Kahire ve Şam’da olduğu görülür. Bu yüzyılın ortasında İstanbul’da da kahvehanelere rastlanır. Tarihçiler konuyla ilgili farklı bilgiler vermiştir. Ali Mustafa Efendi’ye göre 1553’te, Peçuylu İbrahim’e göre Halepli Hakem adlı bir tüccar ile Şamlı Şems tarafından Tahtakale’de 962’de (1554-55) ilk kahvehane açılmıştır.
Resim 3- Kahve servis takımı, Johan Henrik Blom, 1773
Kahve, seyyahlar, Türk Elçiler, diplomatlar, tüccarlar aracılığı ile Avrupa’ya ulaşır. Kahvenin kökeninin Türklerle bir ilgisi olmamasına rağmen Avrupa’ya Osmanlı topraklarından ulaştığı için Türklerle özdeşleşir. Zamanla Avrupa’nın Viyana, Fransa, Londra gibi bölgelerinde kahvehaneler açılır. Hal böyle olunca hayata dair diğer her şeyde olduğu gibi kahve ve kahvehaneler günlük yaşamdan enstantaneler olarak sanata yansımıştır. Avrupa sanatında Romantizm akımının öne çıktığı dönem ile Doğu ülkelerine olan ilgiyle ortaya çıkan Oryantalizm yakın zamanlara denk gelir. Bu dönemde Ludwig Deutsch, Ivan Konstantinovich Aıvazosky, Jean-Leon Gerome kahvehaneleri bir Doğu teması olarak işleyen sanatçılardandır.
Resim 4- Chess Game (Satranç Oyunu), Ludwig Deutsch, 1896
Resim 5- A Cafe in Cairo (Kahire’de Bir kahvehane), Jean-Leon Gerome, 1883
Resim 6- Coffee-house by the Ortaköy Mosque in Constantinople (İstanbul Ortaköy Yakınlarında Bir Kahve), Ivan Aivazovsky, 1846
Jean Baptiste Vanmour, 1699’da Fransız elçi Marquis de Ferriol ile birlikte İstanbul’a gelerek burada yaşananları, günlük yaşamı, gördüklerini resmeder. Resmettikleri adeta bir belgeseldir. Kahve İçen Kadınlar adlı tablosunda bir Ermeni evine konuk oluruz. İstanbul’da otuz sekiz yıl yaşayan Vanmour, Recueil de cent estampes representant differentes nations du Levant 1714, (Levant’ın Çeşitli Milletlerini Tanıtan Yüz Gravürlük Derleme) adlı eserinde çeşitli milletlerden çeşitli inanışlara sahip insanları betimler. 18. yüzyıla ait anonim eser Kahve Keyfi’nde Vanmour’un Sedir’de Kahve İçen Kız’ı örnek alınmıştır. Yalnız burada hizmetçi kız ayakta değil diz çökmüştür. Evin hanımının padişaha yaraşır ihtişamdaki başlığı 17. yüzyılda Anadolu’ya yolu düşmüş olan Hollandalı gezgin ressam Reisen van Cornelis de Bruyn’un eserindeki serpuşlara bakılarak yapılmıştır.
Resim 7- Kahve İçen Kadınlar, Jean Baptiste Vanmour, 1700-1750
Resim 8- Kahve Keyfi, Anonim, 18. yüzyılın ilk yarısı
Kahvehanelerin bir uzantısı olarak düşünebileceğimiz kafeler de sanata konu olmuştur. Bunlardan belki de en bilinenleri Van Gogh’a ait Terrace of a Cafe at Night (Place du Forum) (Gece Vakti Terrace Kafe) ve The Night Cafe’dir (Gece Kahvesi). İkonik Terrace of a Cafe at Night’ta (Place du Forum) kafeden bir flaş bombasından çıkmışçasına yayılan parlak sarı ve gece mavisinin oluşturduğu kontrast ve The Night Cafe’de normalde kavga etmesi gereken yeşil, sarı ve kırmızının oluşturduğu tuhaf uyum sanatçının renk kullanımındaki yetkinliğini gözler önüne serer.
Resim 9- Terrace of a Cafe at Night (Place du Forum) (Gece Vakti Terrace Kafe), Vincent Van Gogh, 1888
Resim 10- Night Cafe (Gece Kahvesi), Vincent Van Gogh, 1888
Bir 20. yüzyıl ressamı olan Edward Hopper Amerika’nın modern, sanayileşmiş, makineleşmiş, Büyük Buhran’ı yaşamış bezgin insanını sanatına konu eder. 1927 tarihli Automat (Otomat) adlı eserde belli ki madeni para atarak yiyecek ve içecek alınan otomatlardan bir kahve alan bir kadın görürüz. Dışarıya kapalı olduğu her halinden belli olan kadın gözlerini fincana sabitlemiştir. Ön camına yansıyan lambalardan anlaşıldığı üzere büyükçe bir kafede tek başına oluşu izole, yalnız, yabancılaşmış halini gösterir. Aynı hissiyat Nighthawks’ta (Gece Kuşları) da mevcuttur. Kafeye beraber geldiklerini farz edebileceğimiz kadın ve yanındaki adam arasında hiçbir etkileşim yoktur. Jilet gibi giyinmiş diğer adamın zaten sırtı bize dönüktür, onu hiç tanımıyoruz!
Resim 11- Automat (Otomat), Edward Hopper, 1927
Resim 12- Nighthawks (Gece Kuşları), Edward Hopper, 1942
Kahve ve kahvehane sahneleri tabii ki Türk resim sanatında da kendine yer bulmuştur. Onlar Grubu’nun kurucu üyelerinden Nedim Günsür bu konuyu işleyen sanatçılarımızdandır. Gecekondu Kahvesi’nde gömleklerinin renkleri nefis ahenkler oluşturan adamlar görürüz. Önünde ince belli bardakta çayıyla dudağının ucunda sigara duran adam, duvarda asılı yarı çıplak kadın posteri ve portreler, kırmızlı sarılı takkesiyle kahveci, pencerelerden görünen istif haldeki evler o kadar esprili ve gerçektir ki!
Resim 13- Gecekondu Kahvesi, Nedim Günsür
Paris ekolünden gelen Fikret Mualla da kafe sahneleri resmetmiştir. Pembe Kafe ve Mavi Kafe adlı eserleri Fovizmin etkilerini yansıtır. Yani renkler yekpare haldedir, doğrudandır, birbirine yumuşak bir şekilde geçiş yapmazlar. Bu iki eserde renklerdeki vahşilik, o primitif hal, anlık dışavurum aşikardır.
Resim 14- Pembe Kahve, Fikret Mualla
Resim 15- Mavi Kahve, Fikret Mualla, 1956
Tarihçi D’Ohsson, 16. yüzyılda kahvehaneye gidenler arasında beyler, soylular, müderrisler, kadılar olduğundan bahseder. Gezgin Thevenot “Din ya da toplumsal mevki ayrımı olmaksızın her türden insan bu yerlere gidiyor…” şeklinde yazar. Kahvehaneler ve onların modern hali kafeler insanların bir araya gelerek sosyalleştiği, sohbet ettiği, etkileşimde bulunduğu mekanlardır. Hattox’un deyimiyle “Konu ciddi ya da önemsiz, yüce ya da rezilce amaçlara dönük olsun, herhalde hiçbir yer sohbet sanatına kahvehaneden daha uygun düşemezdi.” Ayrıca kahvehaneler meddah, müzisyen, kuklacı gibi o dönemin performans sanatçılarının zaman zaman gösteri sergiledikleri yerlerdi.
Kahvehaneler, tarih boyunca bir içeceğin etrafında; buluşma, paylaşma ve ilham verme kültürünün mekânı oldu. Geçtiğimiz hafta kapılarını açan Viarupa’nın yeni girişimi inn coffee, bu geleneği yenilikçi bir yaklaşımla bugüne taşıyor. Burada amaç; insanın genel iyi oluş halini hem sanat ve psikoloji temelli atölyeler aracılığıyla hem de sağlıklı, doğal içerikli ve ekolojik ürünlerle destekleyerek bütüncül bir deneyim sunmak.
Kahvenizi yudumlarken içeride Viarupa sanatçılarının eserlerinden oluşan özel seçkiyi görebilir, dilerseniz satın alabilirsiniz. Böylece kahve kültürünün tarihsel mirası, yalnızca bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek; sanatın dönüştürücü gücüyle birleşiyor ve size aynı anda bedeni de ruhu da besleyen bir mekân sunuyor. Burası, bir yudum kahvede kendinizi yeniden bulabileceğiniz, Ortaçağ hanları kadar güvenli bir sığınak, şehrin keşmekeşinden biraz olsun uzaklaşıp, soluklanabileceğini bir durak.
Kaynakça
Aldoğan, Altay. “Edward Hopper Resimlerinde Amerikan Günlük Hayatının ve Modern Yaşamın İzleri”, Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi , Sayı 42, 2019, ss. 243-253
Arda Onar, Neşe. “Jean Baptiste Vanmour’un Resimlerinde Türk Kahvesi”, Route Educational and Social Science Journal , Vol. 4, 2017, ss. 214-227
Hattox, Ralp S. Kahve ve Kahvehaneler: Bir Toplumsal İçeceğin Yakındoğu’daki Kökenleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1996
Göktepe, Mehmet. “Resim Sanatında Kahve ve Kahvehaneler Konusu Üzerine Bir Çalışma”, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , Sayı 50, 2020, ss. 397-430
Şehitoğlu, Nuray. “Ankara Etnografya Müzesi’ndeki Üç Ahşap Kahve Soğutucusu”, Akademi Sosyal Bilimler Dergisi (Asbider) , Cilt 7, Sayı 19, 2020, ss. 93-109
Yaşar, Ahmet. “Kahvehane”, TDV İslam Ansiklopedisi , Ankara, 2019
Görsel Kaynakça
Resim 1: https://www.peramuzesi.org.tr/blog/osmanli%E2%80%99da-kahve-ikrami/1587
Resim 2: https://www.peramuzesi.org.tr/blog/osmanli%E2%80%99da-kahve-ikrami/1587
Resim 3: https://www.metmuseum.org/art/collection/search/701451
Resim 4: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:The_Chess_Game.jpg
Resim 5: https://www.metmuseum.org/art/collection/search/436481
Resim 6: https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Ivan_Constantinovich_Aivazovsky_-_Coffee-house_by_the_Ortak%C3%B6y_Mosque_in_Constantinople.JPG
Resim 7: https://www.peramuzesi.org.tr/blog/turquerie/1557
Resim 8 : https://www.peramuzesi.org.tr/eser/kahve-keyfi/1/197
Resim 9: https://artsandculture.google.com/asset/terrace-of-a-caf%C3%A9-at-night-place-du-forum-0004/vAHKM2R5vOqbmg
Resim 10 : https://artgallery.yale.edu/collections/objects/12507
Resim 11: https://tr.wikipedia.org/wiki/Otomat_%28tablo%29#/media/Dosya:HopperOtomat.jpg
Resim 12: https://tr.wikipedia.org/wiki/Gece_Ku%C5%9Flar%C4%B1#/media/Dosya:Nighthawks_by_Edward_Hopper_1942.jpg
Resim 13: Göktepe, Mehmet. “Resim Sanatında Kahve ve Kahvehaneler Konusu Üzerine Bir Çalışma”, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , Sayı 50, 2020, s. 421
Resim 14: https://www.wikiart.org/en/fikret-mualla-saygi/pembe-kahve
Resim 15: Göktepe, Mehmet. “Resim Sanatında Kahve ve Kahvehaneler Konusu Üzerine Bir Çalışma”, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , Sayı 50, 2020, s. 422