Yükleniyor...

Tüm Makalelere Dön

Sanatçıların Gücü İş Birliğinde

05 Ekim 2025
7 dk okuma
Deniz Karakurum
Sanatçıların Gücü İş Birliğinde

1600’lerin Saint Luke Loncası gibi, Viarupa da sanatçılar için iş birliği alanı yaratıyor. Birlikte üret, birlikte büyü!

Geçmişte sanatçılar birbirleriyle nasıl köprü kuruyorlardı? Gelin inceleyelim:

1565’te Anvers’te (Antwerpen) yaklaşık 100.000 insan yaşıyordu. Bu şehir dünyaca bilinen bir kent haline gelmişti. 1566’da göç almasıyla nüfus daha da artmıştı. Sanatçılar da dünyanın dört bir yanından Anvers’in ekonomik fırsatlarından faydalanmak üzere akın ediyordu. Böylesine büyüyen bir ekonomide var olmaya devam etmek için örgütlenmek gerekiyordu. Bu yüzden insanlar loncalar oluşturdular. Yani loncalar Ortaçağ ekonomik şartlarına ayak uydurma ihtiyacından doğdu. Sanatçılar arası rekabet yerine iş birliği sağlanması amacıyla yola çıkan Saint Luke Loncası sanat ticaretinde Anvers’i öne çıkan bir şehir haline getirdi. Bu loncaları günümüzde aynı meslekten kişilerin oluşturduğu dernekler, kuruluşlar gibi düşünebiliriz. 

Resim 1-The Governers of the Guild of Saint Luke (Aziz Luke Loncası’nın Yöneticileri), Jan de Bray 1675, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi 

Resim 2- Sampling Officials of the Draper’s Guild (Kumaşçı Loncası Görevlileri), Rembrandt, 1662 

Aynı dini benimseyen çeşitli mesleklerden kişilerin bir araya gelerek yardımlaştığı dernekler loncaların öncülü olarak gösterilebilir. Bu dernekler, üyelerinin ticari ve mesleki faaliyetlerini düzenlemeye başladıklarında loncalara dönüşmüş oldular.

Resim 3- Three Governers of the Surgeons Guild (Hekimler Loncası’nın Üç Yöneticisi), Cornelis Troost, 1731, Rijksmuseum  

Saint Luke Loncasının bir üyesi olmak genç sanatçıların kendilerini geliştirebilmesi için oldukça önemliydi. Sanatçılar bir ustanın altında çalışarak eğitim görüyor, işi ehlinden öğreniyordu. Yani bizim de aşina olduğumuz usta-çırak ilişkisi söz konusuydu. Bir sanatçının usta ünvanını alabilmesi için burada sekiz ila on bir sene arasında çalışması gerekiyordu. Tıpkı Gaziantepli bir bakır ustasının yıllarca bakır döverek, o bakırı işleyerek usta mertebesine erdiği gibi.

İtalyanca konuşulan tek bir bölge içinde bile loncaların birden çok adı vardı. Fraglie, matricole, scuole, compagnie, arti adları bunlardan bazılarıdır. Bu isimler aynı fonksiyona işaret ediyordu: Sanatçının haklarını da koruyarak haksız rekabetin önüne geçmek. Loncalar, mesleki eğitimin yanı sıra sanatçının refahını da sağlamayı, onun çıkarlarını gözetmeyi de amaçlıyordu. 12. yüzyılda zanaatkar ve tüccarlar feodalizmin hâkim olduğu kalabalık bölgelerden göç etmeye başladılar. Bu insan toplulukları zamanla büyüyüp gelişerek feodal sistemden bağımsız olma arzusuyla kendi küçük hükümetleri olan kasabalar kurdular. Mesela Venedik kendi yasası mahkemesi, yargıçları olan bağımsız bir şehir haline geldi. Hem politik hem ekonomik açıdan önemli olan loncalar kurarak dışardan gelebilecek tehlikelere (rekabet gibi) karşı önlem aldılar.

Resim 4- Governers of the Wine Merchamt’s Guild (Şarap Tüccarları Loncası’nın Yöneticileri), Ferdinand Bol, 17. yy., Alte Pinakothek, Münih 

Aynı Avrupa’daki loncalarda olduğu gibi Anadolu topraklarında da ahilik kavramı vardır. Ahi Arapça bir sözcüktür ve “kardeşim” anlamına gelir. Sadece bu bilgiye dayanarak bile Anadolu’da gelişen ahilik ve lonca teşkilatı hakkında fikir sahibi olabiliriz. Ahilik, konar göçer Türklerin Anadolu’ya yerleşmesiyle Rum ve Ermeni esnaflar tarafından dışlanması, Moğol istilasının yarattığı huzursuz ortam, ulaşım zorluğu yolların güvensizliği gibi birçok faktör sonucu ortaya çıkar. Esnaf ve zanaatkarlar birleşerek birbirleriyle yardımlaşmış, birbirlerine evlerini açmıştır. Usta-kalfa ilişkisiyle kalfaların hem mesleki hem de ahlaki eğitimi sağlanmıştır. Bu teşkilat sayesinde üreticilere yönelik düzenlemelerden başka üretici ve tüketici arasındaki ilişki de gözetilir. Ahi teşkilatı o kadar önem arz eden bir hareket olmuştur ki Osmanlı Devleti’nin kurulmasında büyük rol oynamıştır. Ahilerin yöneticisi Şeyh Edebali kızını Osman Bey ile evlendirerek Osmanoğulları Beyliği’ne desteğini belli etmiş, asker temin ederek beyliğin devlete dönüşmesine etki etmiştir. Osmanlı Devleti’nin topraklarının genişlemesi, iktisadi yapının değişmesine yol açmış, ahilik aynı meslekte olanların bir çatı altında toplandığı lonca teşkilatına evrilmiştir.

Benzer yöntemler kullanan, aynı üslubu benimseyen sanatçıların bir araya gelerek oluşturduğu topluluklar da bir nevi loncalar gibidir. Loncalarda olduğu gibi sanatçının haklarını korumak gibi bir gayeleri veya belli başlı kuralları yoktur ancak dayanışma içindedirler. Bu sanatçılar bir araya gelerek sanat akımları oluşturmuşlardır. Bu akımlardan biri 1924’te manifesto yayınlayarak varlıklarını duyuran Sürrealizmdir. Manifestoyu yazan sanatçı Andre Breton evinin kapılarını yoldaşlarına açarak sanatçılar için bir sanatsal beslenme ortamı oluşturur. Bu ev realistlerin de içinde olduğu sanatçıların uğrak yeri olan rue Fontaine’dedir. Penceresi Thora Dardel’in deyimiyle maytap, pamuk helva, asetilen, waffle kokularının yükseldiği festivallerin gerçekleştiği Clichy Bulvarı’na bakan bu ev sanat özlü tartışmaların, oyun ve deneylerin gerçekleştiği bir evdir. Ev adeta bir müze gibidir: insan her göz kırptığında yeni bir nesne veya sanat eseriyle karşı karşıya gelebilir! Bu kişisel müze işlevinin yanı sıra ev, sanatçıların bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğu, yardımlaştığı, sanatını geliştirdiği bir mekân olmuştur.

Resim 5- Dadaistler Max Ernst’in Au Sans Pareil Kitabevi’ndeki sergi açılışında, 1921 

Resim 6- Andre Breton rue Fontaine’deki evinde  

Bugün ise bu dayanışma fikrinin çağdaş bir yorumu Viarupa’da hayat bulmaktadır. Yukarda bahsedilen loncalar ve sanatçı toplulukların bir varyasyonu olan Viarupa, sanatçılar arası yardımlaşma ve dayanışmayı sağlama amacı güder. Atölye paylaşımını mümkün kılan bir faaliyet alanı oluşturarak sanatçılar arasında kurulan bağlardan bir ağ oluşmasını, birbirinden bağımsız ama aynı zamanda bir arada birlik içinde hareket etmenin gerekliliğini savunur. Viarupa, sanatçıyı merkeze alarak onun üretiminin sürekliliğini sağlayabilmeyi kolaylaştırmak için çalışır. Zira sanat, sanatçılar birlikte ürettiği takdirde büyür, her bir dalı toprağa inip kök salarak başlı başına bir ormana dönüşen banyan ağacı gibi dallanıp budaklanır. 

Kaynakça

  • Akbaş, Halil Emre vd. “Osmanlı Devleti’nde Lonca Teşkilatı Yapısı ve Yönetim Düşüncesi ile Karşılaştırılması, Muhasebe ve Finans Araştırmaları Dergisi, 2018, ss. 165-202

  • Fialkowski, Krzysztof. “’Un salon au fond d’un lac’ Sürrealizmin Ev Hali”, Sürrealizm/ Mimarlık-Mekan Sanatı , Nur Altınyıldız Artun (der.), İletişim Yayınları, İstanbul, 2014 ss. 245-276

  • Moncada, Valentina. “The Painters’ Guilds in the Cities of Venice and Padua”, RES: Anthropology and Aesthetics , 1988, No 15, pp. 105–121.

  • Peeters, Natasja. “The Guild of Saint Luke and the Painter’s Profession in Antwerp between c. 1560 and 1585: Some Social and Economic Insights”, Nederlands Kunsthistorisch Jaarboek (NKJ) / Netherlands Yearbook for History of Art , 2009, 59 , pp.136–163

 

Görsel Kaynakça

  • Resim 1: https://www.sakipsabancimuzesi.org/en/exhibitions-and-events/exhibition/24/1322

  • Resim 2: https://www.wga.hu/html_m/r/rembrand/26group/14group.html

  • Resim 3: https://www.wga.hu/frames-e.html?/html/t/troost/3governo.html

  • Resim 4: https://www.wga.hu/html_m/b/bol/guild.html

  • Resim 5: https://pl.khanacademy.org/humanities/art-1010/dada-and-surrealism/xdc974a79:surrealism/a/surrealism-origins-and-precursors

  • Resim 6: https://www.centrepompidou.fr/en/pompidou-plus/magazine/article/chez-andre-breton-at-42-rue-fontaine-paris

 

Paylaş: